Sultanahmet Meydanının Tarihi

Sultanahmet Meydanının Tarihi;

Medeniyetlerin başlangıç noktası olarak kabul edilen İstanbul’un en önemli ve büyük meydanlarından birisidir Sultanahmet Meydanı. Yüzyıllara meydan okuyarak günümüze kadar ulaşmayı başaran Ayasofya, meydana adını veren Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Arasta Çarşısı, Yerebatan Sarnıcı ve Binbirdirek Sarnıcı bu meydanın dikkat çeken yerlerindedir. Sultanahmet Meydanı, Örme Dikilitaş, Milyon Taşı, Mısır’dan getirilen Obelisk, Delfi’deki Apollon tapınağından getirtilen Yılanlı Sütun ile Alman Çeşmesi’ne de ayrıca ev sahipliği yapmaktadır.

Sultanahmet Meydanı Korunmalı - GÜNCEL - Bütün Haberlerimiz Fatih ilçemizle ilgilidir, Fatihin tek haber kanalıyız

Sultanahmet Meydanı, tarihi süresince meydan olma özelliğini korumuştur. İstanbul’un sosyal ve törensel yaşamının en önemli meydanlarından olan Sultanahmet Meydanı, Bizans Dönemi araba yarışlarının yapıldığı; Osmanlı Dönemi’nde at yarışları, cirit oyunları, törenler, düğünler ve şenliklerin yanı sıra ayaklanmaların çoğunlukla olduğu bir meydandır. XVIII. yüzyılın sonunda, önceki dönemlere oranla, şenlikler ve kutlamalar anlamında önemini kaybeden alan XIX. yüzyılda tekrar ilgi odağı olmayı başarmıştır. Bu yüzyılın ortalarından itibaren, meydandaki anıtlarda arkeolojik incelemeler, araştırmalar ve koruma çalışmalarına başlanmıştır. Bununla birlikte meydanın düzensiz ve etrafının molozlarla dolu olduğu görülerek birtakım çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca  İstanbul’un ilk parkı 1854’te burada açılmıştır. 

Sultanahmet Meydanı | Rota Senin

Hipodromun yalnız çevresinde değil, revakların altında, yüksekteki kapalı yolun üzerinde, basamaklarda, hemen hemen her yerde heykeller vardı. Bunların arasında (Fidyas) gibi eski Yunanistan’ın en ünlü sanatkârlarının eserleri bulunuyordu. Mora, Tsalya, Atina, Sicilya, Roma, İskenderiye, Sakız ve bir çok farklı meşhur şehirden getirilmişlerdi. Burada hemen hemen beş altı Roma imparatorunu; başka bir yanda Roma’yı kuran iki kardeşin dişi kurt tarafından emzirilmesini; biraz ilerisinde yalnız baş parmağı bir insanın beli kadar kalın olan Herkül mabudunu, Helena’yı, Âdem’le Havva’yı, koşu arabacılarını, binicileri, üç kafalı bir adamı, aslanla güreşen pehlivanı, can çekişen boğayı, azgın bir atı; yılanı kaldıran kartalı, imparatoriçe Erini’yi gösteren birbirinden güzel heykeller bulunuyordu. Bunların öne çıkanları meydanın ortasında olup etrafında yarış arabalarının döndüğü uzun ve genişçe bir mermer duvarın üstünde sıralanmışlardı. Bu duvara Bizansılılar (Spina) diyorlardı. Roma imparatorluğu genişleyerek oldukça zengin olduğu sıralarda hükümdarlar halkın dikkatini çekmek için (Sirk-Aren) denilen oyun meydanlarında vahşî hayvanlara esirlerini parçalattırır, hususî suret-te bu iş için yetiştirilmiş olan askerleri dövüştürürlerdi; oralarını tam masasıyla bir harp alanına çevirmişlerdi.

Sultanahmet'in bilinmeyen hipodrom gizemi! Nika ayaklanması - YouTube

O kadar ki kim daha sık korkutucu ve büyük oyunlar verirse halk onu sever ve alkışlardı. İmparatorluğun tahtı ile birlikte Romanın ruhu da Bizans’a geçmişti.  Hıristiyanlık çıkmadan önce burada, Roma sirklerinde olduğu gibi fil, aslan, kaplan, yılan, kurt gibi en saldırgan, tehlikeli ve vahşî hayvanların bir çoğunu çarpıştırırlar; bu hayvanlara attıkları esirleri nasıl parçaladıklarını seyrederlerdi. Hıristiyanlıktan sonra bu vahşî oyunlar bırakıldı. Hipodromun en büyük eğlencesi (şar) denilen iki tekerlekli, üç veya dört at koşulu arabaların yarışlarının izlendiği bir meydan haline geldi. Halk imparator locasının üstüne işlemeli özel bir ipek tentenin çekildiğini görünce ertesi gün yarışların yapılacağını anlardı. Sabah erkenden çoluk, çocuk, genç, ihtiyar, yüz bin Bizanslı Hipodromun kapılarına akın ederlerdi. Merdivenlerden yukarı çıkar  basamakların hepsini doldururlardı. Halk yerleşinceye kadar ortalığı büyük bir uğultu kaplardı, herkesin elinde çuvalında veya koltuğunun altında yiyeceklerle içecekleri ve akşama kadar oturduğu sırada işine yarayacak önemli eşyaları bulunurdu. İmparatorun altın yaldızlı tolga giyen zırhlı ve mızraklı askerleri basamakların altında boydan boya dolaşır izdiham ve saldırganlık olmamasına dikkat ederdi. Yarış arabacıları alelade bir kulüp şeklinde değil, daha çok siyasî birer fırka halindeydiler. Önce bunlar dört taneydi: Yeşiller toprağı, maviler denizi, kırmızılar ateşi, beyazlar da havayı temsil etmekteydi. Bunlar aynı zamanda putperestlik zamanındaki en büyük dört mabuda nispet olunurdu. Günümüzün takımları gibi yarışçıların da taraftarları vardı ve yerleşim buna göre yapılırdı.

Happines is a cup of coffee!! - Foodie-Ist Restaurant-Brasserie, İstanbul Resmi - Tripadvisor

Tarihi boyunca en işlek meydanlardan olan Sultanahmet Meydanında gezmeye gittiğiniz zaman kesinlikle Foodie-ist’i ziyaret etmelisiniz. Tarihin ortasında ödüllü şeflerinin oluşturduğu menüyü denemek ve özel kokteyllerini tatmalısınız. Sultanahmet’in en güzel restoranı Foodie-ist tarih kokan sokaklarda sizlere hizmet vermekten mutluluk duyuyor.

 

 

Sultanahmet meydanının tarihi

sultanahmetin en iyi restoranı

sultanahmet restoranlar

sultanahmet gezilecek yerler

sultanahmet restoran

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir